Harfi cerler isimden önce gelir. Harfi cerler başına geldikleri kelimenin sonunu cer (mecrur) yaparlar. ( ِ )
ile, -e, -a, -ı, -i, -de, -da بِ -den, -dan مِنْ -e, -a, -ı, -i إِلَی -den, -dan عَنْ …üzerine, …üzerinde عَلَی … için, (aidiyet) لِ -de, -da, … içinde فِي … gibi كَ -e kadar, -a kadar حَتَّی Nice …, pek az … رُبَّ yemin bildirir (Hem Lâfzatullah ile hem de diğer isimlerle kullanılabilir.) وَ yemin bildirir تَ (İstisna edatı) … hariç حَاشَا -den beri, -den itibaren مُذْ -den beri, -den itibaren مُنْذُ (İstisna edatı) … hariç خَلَا (İstisna edatı) … hariç عَدَا (Bir zamirle birlikte kullanılır. Tek olarak fiil anlamındadır.) … olmasay-dı, -dın, -dık لَوْلَا mâ ile kullanıldığında harfi cer olur كَيْ +مَا Umulur ki … لَعَلَّ
( بِ ) ile, -e, -a, -ı, -i, -de, -da
Allah’u Teâlâ’ya iman ettim. ﺑِاللهِ .آمَنْتُ ﺑِﺎﻟّٰﻠﻪِ تَعَالَی Dersi kalemle yazdım. بِالْقَلَمِ .كَتَبْتُ الدَّرْسَ بِالْقَلَمِ İşe araba ile gittim. بِالْسَیَّرَةِ .ذَهَبْتُ إِلَى الْعَمَلِ بِالْسَیَّرَةِ
( مِنْ ) -den, -dan
Bütün günahlardan tevbe ettim. مِنْ كُلِّ ذَنْبٍ .تُبْتُ مِنْ كُلِّ ذَنْبٍ Evden çıktım. مِنَ البَيْتِ خَرَجْتُ مِنَ البَيْتِ İşten döndüm. مِنْ العَمَلِ رَجَعْتُ مِنْ العَمَلِ
( إِلَی ) -e, -a, -ı, -i
Allah’u Teâlâ’ya tevbe ettim. إِلَی اللهِ تبُْتُ إِلَی اﻟّٰﻠﻪِ تَعَالَی. Eve gittim. إِلَى البَيْتِ ذَھَبْتُ إِلَى البَيْتِ Annem çarşıya gitti. إِلَى السُّوقِ ذَهَبَتْ إُمِّي إِلَى السُّوقِ
( عَنْ ) -den, -dan
Haramdan men edildim. عَنِ الحَْرَامِ كُفِفْتُ عَنِ الحَْرَامِ Annem seni sordu. عَنكَ سَأَلَتِ إُمِّي عَنكَ
( عَلَی ) …üzerine, …üzerinde
Her günahkâr üzerine tevbe gerekir. عَلَی كُلِّ مُذْنِبٍ تَجِبُ التَّوْبَةُ عَلَی كُلِّ مُذْنِبٍ Kitap masanın üzerinde. عَلَى الطَّاوِلَةِ اَلْكِتَابُ عَلَى الطَّاوِلَةِ Sorumluluk devlette. عَلَی الدَوْلَةِ الْمَسْؤُلِیَّتُ عَلَی الدَوْلَةِ
( لِ ) … için, (aidiyet)
Ben, Allah’u Teâlâ’nın bir kuluyum. لِلهِ تَعَالَ اَنَا عُبَيْدٌ لِلَّهِ تَعَالَى Bu sana aittir. لَكَ هَذِهِ لَكَ Hamd Allah’a aittir لِلهِ أَلْحَمْدُ لِلّهِ
( فِي ) -de, -da, … içinde
İtaat eden cennettedir. فِي الجَْنَّةِ اَلْمُطِيعُ فِي الجَْنَّةِ Ben evdeyim. فِي الْبَیَتِ أَنَا فِي الْبَتْتِ Çocuk arabada. فيِ السَّياَّرَةِ اَلْوَلَدُ فيِ السَّياَّرَةِ
( كَ ) … gibi
Çocuk gibi oynuyor. كَوَلَدٍ یَلْعَبُ كَوَلَدٍ Dünya top gibidir. كَالْكُرَةِ اَلْأَرْضُ كَالْكُرَةِ Bakışları, kartalınki gibi keskin. كَنَظْرَةِ الْعُقَبِ نَظَرَاتُهُ حَادَّةٌ كَنَظْرَةِ الْعُقَبِ
( حَتَّی ) -e kadar, -a kadar
Ölünceye kadar Allah Teâlâ’ya kulluk edeceğim. حَتَّی الْمَوْتِ أَعْبُدُ اﻟّٰﻠﻪَ تَعَالَی حَتَّی الْمَوْتِ Eve kadar yürüdüm. حَتَّی الْبَیْتِ مَشِيتُ حَتَّی الْبَیْتِ
( رُبَّ ) Nice …, pek az …
Nice Kur’an okuyan vardır ki, Kur’an ona lanet eder. رُبَّ ﺗﺎَلٍ رُبَّ ﺗﺎَلٍ يلَْعَنُهُ الْقُرْآنُ Ders çalışmayan nice öğrenciler vardır. رُبَّ طاَلِبٍ رُبَّ طاَلِبٍ مَا دَرَسَ
( وَ ) yemin bildirir
Allah’a yemin ederim ki, büyük günahları işlemeyeceğim. وَالله وَالله لَا أَفْعَلُ الْكَبَائِرَ Yemin ederim parayı ben çalmadım. وَالله وَالله لَمْ أسْرِقِ النُّقُودَ Vallahi onu görmedim. وَالله وَالله مَا رَأَيْتُهُ
( تَ ) yemin bildirir (Sadece Lâfzatullah ile kullanılır)
Allah’a yemin ederim ki, farzları muhakkak yapacağım. تَالله تَالله لَأَفْعَلَنَّ الْفَرَائِضَ Dediler ki: “Allah’a andolsun, hakikaten Allah seni bize üstün kılmış. Gerçekten biz hataya düşmüşüz.” (yusuf 91) ِتَالله قَالُوا تَاللهِ لَقَدْ اٰثَرَكَ اللّٰهُ عَلَيْنَا وَاِنْ كُنَّا لَخَاطِـ۪ٔينَ Yanındakiler ise, “Vallahi sen hâlâ eski şaşkınlığındasın” dediler. (yusuf 95) تَالله قَالُوا تَاللّٰهِ اِنَّكَ لَف۪ي ضَلَالِكَ الْقَد۪يمِ
( حَاشَا ) (İstisna edatı) … hariç
Âlim hariç, insanlar helâk oldu. حَاشَا الْعَالِمِ هَلَكَ النَّاسُ حَاشَا الْعَالِِم
( مُذْ ) -den beri, -den itibaren
Büluğa erdiğim günden beri işlediğim bütün günahlardan tevbe ettim. مُذْ يَوْمِ تبُْتُ مِنْ كُلِّ ذَنْبٍ فَعَلْتُهُ مُذْ يَوْمِ الْبُلُوغِ
( مُنْذُ ) -den beri, -den itibaren
Büluğa erilen günden itibaren namaz farz olur. مُنْذُ يوَْمِ تَجِبُ الصَّلَاةُ مُنْذُ يوَْمِ الْبُلُوغِ Dünden beri çay içmedim. مُنْذُ أَمْسِ ماَ شَرِبْتُ الشاَّىَ مُنْذُ أَمْسِ Onu iki gündür görmedim. مُنْذُ يَوْمَيْنِ مَا رَأَيْتُهُ مُنْذُ يَوْمَيْنِ
( خَلَا ) (İstisna edatı) … hariç
İlmiyle amel eden hariç, âlimler helâk oldu. خَلَا الْعَامِلِ هَلَكَ الْعَالِمُونَ خَلَا الْعَامِلِ بِعِلْمِهِ
( عَدَا ) (İstisna edatı) … hariç
İhlaslı olan hariç, ilmiyle amel edenler helâk oldu. عَدَا الْمُخْلِصِ هَلَكَ الْعَالِمُونَ عَدَا الْمُخْلِصِ
( لَوْلَا ) … olmasay-dı, -dın, -dık
Sen olmasaydın ey Allah’ın rahmeti, muhakkak insanlar helâk olurdu. لَوْلَاكَ لَوْلَاكَ يَا رَحْمَةَ اللَّهِ لَهَلَكَ
( كَيْ +مَا ) Niçin? (Ne + için?) Ancak mâ ile kullanıldığında harfi cer olur.
Niçin isyan ettin? كَيْمَهْ عَصَيْتَ؟ كَيْمَهْ عَصَيْتَ؟
( لَعَلَّ ) Umulur ki …
Umulur ki, Allahu Teâlâ günahımı bağışlar. لَعَلَّ اللهِ لَعَلَّ اللهِ تَعَالَی يغَْفِرُ ذَنْبِي
Bir Cevap Yazın